Bundan sonra, pasif ve agresif kelimeleri yanyana gelince bize ÅŸunu anlatacak: Her ne kadar matbaa kokusundan mahrum olsa da, Zor‘un açtığı yaraya (benim halen umudum olduÄŸundan, herhangi bir “nihayete erdi” yazısı yazmadım, yazmam) pansuman yapması en muhtemel kadronun kaleme aldığı, yeni açılmasına raÄŸmen, eski ve yeni yazılarıyla göz yaÅŸartıcı bir içeriÄŸe sahip, bağımlılık yapması kuvvetle muhtemel olan site. RSS okuyucularınızda yer açın!
Yeni Megadeth albümü yavaÅŸ yavaÅŸ çözülüyor. İlk önce “Headcrusher” isimli parçaya Andy Sneap rehberliÄŸinde şööyle bir göz attık. Daha sonra albümün ismi geldi: “Endgame.” Bakalım, ÅŸimdi de albüm kapağını bekliyoruz.
Eğer yapacak daha iyi bir işiniz yoksa size bir önerim var; şu linke tıklayıp arkanıza yaslanabilirsiniz. Download Festival, ekranlarımıza teşrif ediyor. Görüntü süper, ses hiper, hayat ne güzel.
Tabiri caizse, The Mars Volta‘nın annesi At the Drive In, sahnelere geri dönebilirmiÅŸ. Cedric Bixler Zavala, bir söyleÅŸi esnasında, bu olaya yeÅŸil ışık yaktığını açık etmiÅŸ. Zaten neden olmasın ki ?
Bütünü oluşturan minik parçalar sizi ne kadar heyecanlandırır ? Az ? Ya bahsi geçen bütün, yeni Slayer albümü olursa ? Evet, ismi bile heyecanlandırıyor: World Painted Blood. Yaz biterken dinleyeceğimiz yeni Slayer albümünün ismi. Çok gaddar!
Avusturalyalı Devolved – oy oy – yeni albümü Calculated için nasıl bir kapak görseli kullanacak artık biliyoruz.
Textures – ki pek severiz – Nuclear Blast Records ile anlaÅŸmış, daha fazla kiÅŸiye ulaÅŸacakları aÅŸikar.
Yönetmenlik aşkına albümünü ikinci plana atan Rob Zombie, yeni albümünü tam olarak olmasa bile bitirmiş. Hani ismi? demekten alamıyorum kendimi.
Andy Galeon, Death Angel‘dan ayrıldığını açıklamış. Elim bir trafik kazası bile aralarını açamamıştı ama ÅŸimdi ne olduysa yerine Will Carroll geliyor.
Muse yeni albümünün adını “The Resistance” olarak duyurmuÅŸ. Belki iki haftalık haber ama üzerine eklenen yeni bir bilgi var mı bulamadım ?
10 Mayıs’ta çıkacak olan “Doublemoon Remixed 2” adli albümün yayınlanması ÅŸerefine 16 Mayis gecesi Babylon’da bir parti gerçekleÅŸtiricekmiÅŸ. İlgilenenlere etkinlik afiÅŸi yol göstersin.
Boya deÄŸil, sese bak ekolünden, eski Coal Chamber esas oÄŸlanı Dez Fafara nın yeni grubu DevilDriver‘ın pusuda çıkmayı bekleyen albümü “Pray for Villains” için kullanacağı kapak görseli şöyle bir ÅŸey olacakmış.
Geldi, geliyor, aha ucu gözüktü derken Borknagar sadece albümün ismini verip yine ortadan kayboldu. Sayılı zamanın çabuk geçtiÄŸi gibi, ismi belli olan albümün de hızla çıkmasını diliyoruz. Uzatmadan, yeni albümün ismi “Universal” olacakmış. İçerisinden bir kuple bir ÅŸeyler dinlemek de nasip olacak bir gün inÅŸallah.
Yahu kendi okulumdaki etkinliğin esamesi bile okunmuyor blogumda. Utanmadan, gidip başka başka yazılarla vakit geçiriyorum. O kadar pis, paspal adamım. Hatta, şu an aldatan koca hissiyatına büründüm tam manasıyla. İhanet kötü şey! Neyse neyse, boynuz kulağı geçti, efsane festival geri geldi. Bugün başladı, bekleriz.
AAa, 110 desibel blog ödülleri, kültür ve sanat kategorisinin en gürültülü blogu olmaya yeniden aday olmuş. Ne yapsak acaba ? ;)
Dört büyükleri gezen Sergen Yalçın’ın bir baÅŸka versiyonu Adrian Erlandsson, ÅŸimdi de, Unirock 2009 ile ülkemize teÅŸrif edecek karanlık grup Paradise Lost saflarına katılmış. Åžaka maka Paradise Lost yine geliyor lan!
İyice çoraklaÅŸan Power Metal topraklarında yeÅŸil bir vaha hissi veren Blind Guardian yeni albüm çalışmalarında ciddi yol almış. An itibariyle 8 ÅŸarkıyı tamamladıklarını söyleyen Hansi, albümün geri kalanı hakkında ser verip sır vermemiÅŸ desem… tamam biraz abartmış olurum ama pek de ele avuca gelir bilgiler vermemiÅŸ ÅŸimdilik. A Night at the Opera, A Twist In The Myth ile girilen progressive kokulu yoldan ben gayet memnunum aslında ama bakalım.
Benim için bu senenin en önemli etkinliklerinden biri olacak Quo Vadis konserinin biletleri satışa çıktı çıkacak. Bu pazartesi (9 Mart) indirimli olarak satış noktalarından veya internetten alınabiliyor. Aslında şuradan ferah ferah okunabilir son gelişmeler.
En yürek yakan aylar sıralamasında birinciliÄŸi kimselere bırakmayan ÅŸubat ayı gider ayak yaptı yine yapacağını. Efendi efendi yerini marta bıraksaydın ne olurdu ? İlla giderken yanında Miika Tenkula da gelmek zorunda mıydı ? Daha Gazanfer Özcan yarası kabuk baÄŸlamadı hem. Ah ah neyse… umarım içkiden deÄŸildir.
okudunuz mu ? » ben demiÅŸtim!

Dark Tranquillity işi yine kimselere bırakmadan, myspace blogundan bir cover haberi duyurmuş. Bu adamlar böyle egzotik coverları seviyorlar. Egzotik cover ? Punish My Heaven, üzerine hafif bir şeyler giyip karşınıza çıkınca daha farklı bir tanımlama yapmak zor.
Slaughter of the Bluegrass elemanları, metal aleminden cımbızla çektikleri ÅŸarkılara yeni bir yorum getirmenin peÅŸindeler. Iron Horse‘un yolundan gittiklerini itiraf ediyorlar. Zaten, neden metal müzik sorusunun cevabı açık; beÄŸendikleri müzikleri coverlamanın gayretindeler. Hem, İsveçli olmanın avantajından yararlanıp, bunca zaman saÄŸda solda çaldıktan sonra farklı ÅŸeyler denemek istemeleri çok normal. Gitar yerine mandolin ve banço çalıp, bluegrass coverlar yapmak bu, farklı ÅŸeyler yapalım arayışına bir son vermiÅŸ gibi gözüküyor.
Aslında Punish My Heaven öncesinde, baÅŸka bir klasik, At The Gates‘in biz fanilere hediye ettiÄŸi Blinded By Fear geçmiÅŸ ellerinden. Sonuçlar inanılmaz, gelin birlikte bakalım: (Kosla reklamı gibi olacak ama)
Dead Girls and Other Stories. İnternette amaçsızca fink atarken rastladım. Sadece ismini biliyorum bu grubun zaten ilgimi çeken de isimleri, post-rock grubu olabileceklerini tahmin ederek tıkladım ama değillerdi. Her ne kadar bir şarkılarını dinlemiş olsam da uzun süre idare edecek gibi beni.
Standart bir google araması pek sonuç döndürmedi haklarında. İki albümleri varmış ama dediğim gibi, bırakın albümü tek şarkılarını dinledim ben, o da Fly! Tatlı tatlı giderken birden ortalık karışacak sandım ama avucumu yaladım, ikinci bölüm belki biraz haklı çıkardı gerçi.
Dead Girls And Other Stories – Fly
Madem baÅŸladık, Dexter ile hayatıma giren The Pierces – Secret ile devam edelim çünkü birbirlerini çeken ÅŸarkılar bunlar. Sahi, Dexter Jr.‘ı gördünüz mü ? Artık baÅŸlasın yahu ÅŸu yeni sezon.
İki oldu, üçe tamamlamadan bırakmam. Pek yaza uygun gitmiyoruz ama sırayı ve anlamı bozmadan devam edelim. Lacuna Coil son darbeyi indirsin ne dersiniz ?
Behemoth ve yeni albümü hakkında biraz malumat vermişim. İşi magazinle karıştırmışım biraz ama Behemoth öyle pek şakaya gelecek bir grup değil, zira extreme müziğin sınırlarını kolaçan eden bu adamlarla tenhada karşılaşmak istemem.. Bakınız mesela, yeni albümden Ov Fire and the Void. Siz ister miydiniz ?
Bi’ garip oldum, kalp krizi diyorlar.

fotoÄŸraf: Micke Kazarnowicz
Ben bu İsveçlileri seviyorum!
Temelleri 2006 yılına dayanan İsveç’in “Korsan Partisi” birkaç hafta önce diÅŸe dokunur bir baÅŸarı elde etmiÅŸ, Avrupa Parlamentosu‘nda sandalyeyi kapmıştı hatırlayacağınız gibi. Bunun üzerine ben de, bazı İsveçli ve Norveçli müzisyenlere bu konu hakkında ne düşüdüklerini sormuÅŸtum. Cevaplara geleceÄŸiz.
Medyamızın bu olayı teğet geçmesinden hiç dem vurmayacağım. Dış Haberleri dışlamaya zaten alışkınız. Ben sadece iki korkunç alıntı yapmak istiyorum:
[ » gerisi nerede ? ]
Sol tarafta arz-ı endam eden bu adamı tanıdınız deÄŸil mi ? Death metal’in başına gelen en güzel ÅŸeylerden biri olan bu genç adamın adı: Kevin Talley!
En sevdiÄŸim davul cambazlarındandır kendisi. “Ölümcül Davulcular Listemi” ifÅŸa etmedim sanırım burada hiç. Bu liste: Yanic Bercier ile bismillah çeker, Tomas Haake önünde diz çöker, Gene Hoglan baÅŸta olmak üzere, herhangi bir Death davulcusunu hayran hayran izler, Chris Adler abimizden imza ister, Martin Lopez ÅŸahanesinin tekrar sahalara dönmesini arzular ve benzer birçok isme selam verip, uzayıp gider..
Kevin Talley, bir death metal davulcusunda arayabileceÄŸiniz bütün özellikleri bünyesinde toplamış, tam teçhizatlı bir müzisyen. Hızlı, yaratıcı, teknik, atak canavarı, yerinde duramayan, agresif adam rollerine bürünür setin başına geçtiÄŸinde. Davul konusunda ilham alınacak birilerini arayıp da Talley’i es geçmeniz büyük talihsizlik olur doÄŸrusu.
Hız olayı önemli! Hız, hız, daha fazla hız ama nereye kadar ? Sonu bu mudur ? Kevin’ın bugün geldiÄŸi yeri veya herhangi bir death metal davulcusunun kalitesini sadece ne kadar hızlı olduÄŸuna bakıp ölçmek, F-16′lar da çok hızlı be hacı demekten farksız. F-16′ların çok hızlı olmasından önce onlar uçuyor azizim, ona bak sen demezler mi adama ? (Jet olmanın belli bir hız eÅŸiÄŸi gerektirdiÄŸi gerçeÄŸi ihmal edilmiÅŸtir. Ee fiziÄŸi bize böyle öğrettiler.) Talley hakikaten çok hızlı fakat onu “uçuran” özellikleri; yaratıcılığı, kliÅŸeler sapağından hiç dönmemesi ve bitmek bilmez enerjisidir kanımca.
[ » gerisi nerede ? ]
Porcupine Tree, 10. stüdyo albümünün isminin “The Incident” olacağını açıkladı. Böyle ÅŸak diye söylerim iÅŸte.
Albüme ismini veren, devasa boyuttaki “The Incident” isimli parça, 55 dakikalık bir eser olacakmış. Åžimdiden “ÅŸaheser” olacak diyesim geliyor. Albümün diÄŸer CD’si ise Flicker, Bonnie the Cat, Black Dahlia ve Remember Me Lover isminde 4 parçayı barındıracakmış.
İster istemez bir Edge of Sanity mucizesi, Crimson‘ı hatırlatan bu yeni albüm insanı heyecanlandırmaz da ne yapar ?! Hele bahsettiÄŸimiz isim Porcupine Tree olunca beklentiler tavan yapıyor tabii. En iyisi albümün çıkış tarihi 21 Ekim deyip sayılı gün teoremine dayanalım.
Sağ tarafta Lasse Hoile tarafından fotoğraflanmış, Carl Glover tarafından tasarlanmış kapağı görmektesiniz. Yani üzerine Porcupine Tree ve The Incident eklenmiş olanı.
Biraz da bu albüm nasıl kaydedilmiş ona bakalım. Gerçi bu videolar o kadar kısa oluyor ki sinir yapmaktan fazlasına yaramıyor.