Nettlethrone kesinlikle büyük övgüler hak eden bir grup. At the Gates zamanları İsveç in ürettiği o simsiyah ve buz gibi melodiler bu grupta tekrar hayat bulmuş. Türk metal camiasının en üretken toprakları, Ankara’ dan çıkmış en sağlam death metal gruplarımızdan Nettlethrone, ilk albümüyle ayakta alkışlanmayı hak edenlerden.
In Flames in yeni albümünü beğenmeyip old school melodic death metal dinlemek isteyen bünyeleri bir hayli tatmin edecek Nettlethrone un son albümü “Dissonant Progression” grubun kendi şirketi Ghostwall Records dan çıktı. Edinip, doya doya dinleyin.
[ » gerisi nerede ? ]
Kaliteyi uzakta aramaya gerek yok. Yer yer thrash tadı verebilen zaman zaman melodik her daim death metal: işte yerli grubumuz Nausea. Ecnebi sözlü metal yapan yurdum insanları. İzmir den çıkmış bir başka müstesna grup. Dinleyelim, dinletelim efenim.
Alexi Laiho dan yeni albümümüz daha hızlı ve progresif bir albüm olacak açıklaması sanırım Are you dead yet? ile noluyo lan dedirttikleri eskiyi özleyen cob hayranlarını daha da bir kızdıracak gibi görünüyor. Çünkü Laiho akabinde Are You Dead Yet? ten daha bir hızlı olacak hemide daha progresif demesi progresif thrash soslu yandan yemiş melodik metal ( ? ) yapan bir cob mu dinleyeceğiz sorusunu akıllara getirdi.
Açıkcası Tie My Rope benim beklentilerimi biraz törpülemişti zaten ama bakalım albüm beklediğimiz adamlar cob.
Dark Tranquillity nin melodik metale yaklaşımını, Amorphis in etnik öğelerle bezeli müziğini ve Katatonia nın hüznünü biraraya getirip içine Opeth in progressive liğinden bir tutam eklerseniz ortaya çıkan bulamacın adına Insomnium diyebiliriz.
Herhangi bir yerde Insomnium adıyla birlikte yukarıdaki grupların adının da anıldığını rahatlıkla görebilirisiniz. Daha çok Opeth ile özdeşleştirilse de Insomnium un kendine özgü bir müziği ve bunu aktarışı var. Ortada Opeth benzeri bir grup yok. Opeth tadı alınan ama bunun yanında çok fazla türden nasibini almış bir karışım var.
Grup 97 yılında Finlandiya da yol almaya başlamış. İşin başında nasıl bir müzik yapacaklarının farkında ve kararlılığında olarak. Kendileri müziklerinin İskandinav Death Metalinin yöresel Fin ezgileriyle evlenmesi ile meydana geldiğini söylüyorlar. Aslında kendi müziklerini tanımlayan en güzel cümleyi yine kendileri kurmuşlar. Şimdiye kadar 2 demo 3. tane de stüdyo albümü olan grup son albümlerini 2006 da biz dinleyicilerle paylaşmıştı.
Her daim rahatça dinlenebilecek kaliteli, sağlam bir grup. Ben hep dinliyorum tavsiye ederim.
[ » gerisi nerede ? ]
Yeniden toplanma rüzgarı yeniden esiyor sayın seyirciler. Led Zeppelin, Sex Pistols derken bir başka efsane, İngiltere nin gururu death metal denince akla gelen bir zamanlar dalak böbrek piyasasına yön vermiş, aşmış grup Carcass seneye Wacken da çıkmaya karar vermiş. Davulda Ken Owen yerine Arch Enemy den Daniel baget sallayacakmış.
Carcass deyince akla gelen bir başka grup Arch Enemy tabi. Arch Enemy de dumanı tüten bir albüm çıkardı bildiğiniz gibi ” Rise of the Tyrant ” Biraz dinledim. Baya güzel ben gerçekten beğendim. Melodik ve göreceli olarak daha yavaşlatılmış riffler, thrash esintileri ama öyle taramalı tüfek riffler fln yok. Gerçekten çok hoş riffler ve sololar mevcut albümde. Tek yamuk yön Angela nın vokalinde halen bir değişiklik yok. Tamam o sesin neresinden çıktığını halen merak ediyorum ama tekdüze bir çığlık furyasıdır gidiyor. Yine de eski albümlere göre de bir değişim ve gelişim mevcut. Neyse dinleyelim karar verelim
[ » gerisi nerede ? ]
Kamelot un son albümü Ghost Opera dan Human Stain e çektiği yeni klibi;

Hmm yazıyı yazmaya başlamadan önce winamp ı açıp son albümü bir çakalım. Bi sn… Evet tamam hoparlörlerden Tomi nin sesi gelirken yazmaya devam edelim. Bir önceki albümlerinden önce (Eclipse) grubun o zamana kadar vokalistliğini üstlenmiş Pasi ayrılmış yerine turlar murlar olduğu için geçici olarak bilhassa soyadına bayıldığım Juha-Pekka Leppäluoto gelmişti. En sonunda Tomi Joutsen geldi vokal sorunu böylece çözüldü. Bu girizgahdan sonra Tomi nin Amorphis e ne kadar yakıştığını söylemek isterim.
Bildiğiniz gibi Amorphis death/doom metal ile çıktığı yoldan sapmıştı hafif sallandıktan sonra son iki albümdür devam ettiği yola girmek için sinyal verirken görülüyor. 2. albümleri Tales From the Thousand Lakes i yaptıktan sonra artis artis ortalıkta dolaşabilecek kıvama gelen Elegy ile de olumlu yanıtlar alan fakat hafiften biraz değişicem havası veren sonrasında gelen 2 albüm de brutal vokali kaldıran Amorphis, yumuşadı bu ne lan böyle tarzı yorumlar aldı.Fakat son 2 albümlerinde ne oluyo lan bunalımı içerisindeymiş de uyanmış tadı veriyorlar zira Eclipse ve son albüm Silent Waters eskiye dönüşe göz kırpan albümler. Eskiye dönüş derken Tales From the Thousand Lakes e nazaran daha yumuşak albümler tabi bunlar. O dönemleri özleyen özellikle brutal düşkünü hayranlar bu albümü de beğenmeme potansiyeline sahipler.