
Yasin paslayınca yine bir “İsveçli Grup Vakası” ile karşı karşıya kaldım. Neyse ki bu gibi olayları çözen güzel bir koşul cümlem var; İsveçliyse at sepete!
Dinleyince vokal Magnus‘un Chris Cornell süper ama Phil Anselmo olasım var dediğini duymak zor değil. Aslında sesi tam Ben Wells (Bir başka Yasin tavsiyesi Black Stone Cherry vokalisti) renginde. Eh Pantera, Down ve Alice In Chains sevdalarıyla birlikte, hard rock ile metal arasına köprü kurma misyonunu sırtlarına yükleyince “Ground Mower” oluvermişler. Daha çok Amerika’nın kuzeyi ile güneyini birleştirmeye çalışır bir halleri var ama…
Bugünlerde en fazla dinlediğim albüm kuşkusuz Wrath. Daha ilk dinlemede öyle bir etkisine aldı ki kerata… Zamanınız yoksa bulaşmayın derim, ayrılması zor olabilir.
Önce The Passing adında yumuşak bir karşılama ile belirdiler önümde ki tam bu sırada Randy arkada kıs kıs gülüyordu sanırım zira sonra öyle bir öfke ile belirdi ki şaştım kaldım. Şaştım kaldım diyorum ama bildiğimiz ele avuca gelir Lamb of God şiddeti olarak algılayın siz onu.
Yavaş yavaş aklımda kalanlara geçersek: Grace tezat yapısına hayran bıraktı, Broken Hands kalbimi aldı kaçtı zaten. Set to Fail keza çok gaz olmuş, çok sevdim. In Your Words sahneyi yıkabilir, ihtiyatla yaklaşmayı gerektirecek bir yapıda.
Kısaca hemen toparlamam gerekirse; akustik kısımlara bayıldım, Randy gözüme daha bir korkunç gözükmeye başladı, Chris zaten yine deli manyak işlere imza atıyor çaktırmadan, dinlerken ayaklarımı zor zaptediyordum otobüste, riffler çok gaz, sololar tadında, pek leziz.
Bir önceki ile karşılaştırma babında olaya bakarsak: Sacrament üstüne çok iyi geldi doğrusu. Zaten Sacrament filan hikaye geliyor bu albümden sonra. Ashes of the Wake ile yarışa soktuğum filan yok ama çok hayvan albüm olmuş bu. 2009′a sert bir giriş!
Yukarıda sağdaki resimde Randy kaçığının sol bileğindeki tespihi fark ettiniz mi ? :)
Bitirirken bir bakalım 110 desibel’de neler neler varmış Wrath ile ilgili, zamane Wrath yazılarından çekip çıkardıklarım:
Argh aslında bu günü ödev yaparak geçirmeliyim.. Ama ben ne yapıyorum ödevden önce son çıkışı kaçırmayıp, Solsikk hakkında minik bir yazıyı araya sıkıştırıyorum ve bütün bunları Biomechanical hatırına yapıyorum.
Tamam, bu haber uzun zamandır yazılacaklar listemdeydi… ama birer birer unutulanlar bir tek eski dostlar değilmiş demek ki a dostlar.
Ne demiştim, Biomechanical. İlla bir kategori içerisine sokacağım diye uğraşırsanız size zorlu dakikalar yaşatacak bol katmanlı, uçuk – kaçık bir müzik yapan İngiliz grup. Pek severim!! Böyle bir grubun eski elemanı Chris Webb tarafından kurulan Solsikk, ikinci bir Biomechanical elemanı ile – “Matt C.” – davulcu eksiğini kapatmış. Son boşluk bas gitarist de ekibe eklenince, ilk albüm “Volatile Territoty” için yolun sonundaki ışık birden görünüvermiş. Hatta 10 parçalık albümün 8 parçası şimdiden kaydedilmiş bile.
Metal, rock, pop, pop-metal, pop-rock, rocky-metal, heavy rock, soft metal etkileri gösterecek bir albüm yapacaklarını hatta bununla yetinmeyip hatun vokal Vykki nin yetenekleri ile işin içine soul, r&b ve blues tatları da katacaklarını dillendiriyorlar. Haliyle bu kadar çeşitle kıllanan merakımız, gurubun myspace sayfasında küçük bir tur atarak bir nebze olsun törpülenebilir. Gerçi myspace den iki şarkıyı ben zaten aşağı iliştirdim.
Ya bir zamanlar bir de soulseek vardı. Ne güzel paylaşım programıydı o öyle değil mi ? Gerekirse albüm albüm çatır çatır indirirdi. Kullanıcıların paylaştıklarını didikleyip yeni keşifler yapmak ise bambaşka bir keyifti.
Yüce bir amaç uğruna bir araya gelen insaların kurduğu bir grup olarak tanımlıyor Iron Thrones elemanları kendi gruplarını. 3 sene önce 5 arkadaşın kurduğu, zaman içerisinde hemen her grupta gördüğümüz kadro değişiklikleri ardından ilk albümünü çıkartan, Amerikalı bir grup bahsettiğim. Geçenlerde Burak tavsiye etti, başka bir deyişle süper bir hediye gönderdi.
İlk dikkatimi çeken, mikrofon sahibi arkadaş Adam’ın sesinin Between The Buried And Me deki ekürisi Tommy Rogers efendinin sesine olan benzerliği. Sadece ben benzetmem umarım. Bunun haricinde dinleyince görebileceğiniz gibi Cult Of Luna ile başlayıp, Opeth (evet yine Opeth) e kadar giden ve inanın daha fazlasını da içeren geniş bir yolda, şahane bir müzik yapıyor bu adamlar. Gider Last.fm takipçilerine kulak verirsek; death metal içerisine progressive metalcore demetleri gibi bir etiket yapıştırıyorlar gruba. Bence biz kendi kulağımıza bakalım, zaten albümlerini tamamen ücretsiz olarak sitelerine koymuşlar, ben dahil kimsenin yorumuna ihtiyacınız yok.
Irak ile boğuşurken İran’dan dem vurmamak olmaz. Mesela hemen, İran‘da pişen, pek lezzetli ama kokusu bana geç ulaşan bir lezzetten, Farzad Golpayegani den bahsedelim.
Farzad Golpayegani, yaklaşık 14 sene önce gitarı eline almış, bir daha bırakmamış, kendisi gibi sanatçı bir babanın oğlu. İran gibi bir ülkede, müzikal bir superman edası ile albümlerinin her türlü işçiliğini üstlenmiş, kapağından enstrümanlarına kadar ne gerekiyorsa tek başına halletmiş bir şahsiyet aynı zamanda. Eh İran ın ilk resmi, plak şirketli metal albümünü çıkaran ismi olması da şaşırılmayacak başka bir özelliği 79 doğumlu abimizin. Üstüne üstlük, Barışarock 2007′de sahneyi şenlendiren isimlerden bir tanesi olması da belki hatırlayabileceğiniz bir başka özelliği.
Progressive metal/rock kisvesi altında müziğini yayan Farzad esasında bir gitar virtüözü. İranlı olmanın hediyesi olarak kocaman bir kültür hazinesinin üzerinde oturmasını fırsat bilip bol kepçe bir etnik sosu batının gitarıyla güzelce harmanlayan, fusion topraklarında at koşturan bir müzisyen de diyebiliriz kendisi için, tef, darbuka, tabla, sitar gibi bilumum etnik çalgının yanında 7 telli elektro gitarı ile cambazlıklar yapan yetenekli bir insan da.
Şimdi işin en güzel, Farzad’ın gözlerinden en öpülesi yanına gelelim. Şu ana kadar 3 tane albüme imza atan sanatçı bütün albümlerini ücretsiz olarak web sitesinden dağıtıyor ve dinletiyor. Bu fırsatı kaçırmıyor, komşuda pişer bize de düşer demekten kendimi alıkoyamıyorum.
[ » gerisi nerede ? ]

Burst, burst, burst… Daha önce myspace e yükledikleri 2 yeni parçayı 110 desibel e eklememiş olmam yetmiyormuş gibi şimdi de… son yeni parçayı eklemek için de geç kaldım.. Uzun lafın kısası Burst son albümden 3 yeni parçayı myspace e yükledi ve bu hazırlığın sonucu olarak yeni albüm “Lazarus Bird” bugün tüm gezegende satışa çıktı…
[Aslında bu yazıyı dün yazmıştım fakat 110 desibel in bulunduğu sunucuya ağır bir saldırı yapıldığı için siteye erişim yarım günden fazla aksadı. Haliyle yayınlamak bugüne kaldı. Albüm 16 Eylül de Amerika, 19 Eylül de Almanya, 22 Eylül de her bir yerde satışa başladı.]
Dinlemeden geçmeyin derim, bu sene dinledikleriniz içerisinden pırt diye sıyrılıp, herhangi bir “top” listenizde üst sıraları işgal edebilir Burst. Aman zaten kendisinin her zaman yaptığı şey, alışık olmalısınız. Burst üst sıraları sever..

Grubun böğürtülerinden sorumlu ismi Oral‘ın ağzından düşmeyen tabiriyle hayvan gibi bir grup Carnophage. Türkiye’den hatta yine Ankara‘dan demosuz, albümsüz kocaman bir şirketle anlaşma başarısı göstermiş bir grup ayrıca kendileri. Albümleri olmadan evet, kendileri kadroyu 2007 de oturttuktan sonra anlaşmayı bağlamışlar.
Eh nedir bunun sırrı açıklayın gençlere desek bile, yaptıkları müziği dinleyince tamam abi aldım ben cevabı demeniz kuvvetle muhtemel. İTÜ ye geldiklerinde canlı izleme şansı bulduğumuz grubun sahne performansı da gelin izleyin kardeşim diyeceğim cinsten, gayet gaz.
Haber spikeri tadında sunduğumuz bu haberimizden sonra death olsun grind olsun metal müziğe gönül vermiş beton kafa metalcilere bol Carnophage li günler diliyoruz. Zaten dinliyorsunuz ? O zaman takvimlerde 26 ağustos tarihini işaretliyoruz.
Ankara demişken Nettlethrone yazmadan bitirmiyoruz tabi yazıyı. Geçenlerde İstanbul Üniversitesi ni sallayan gruptan müthiş insan Burak birkaç resim göndermişti. Buyrun buradan yakın.
Bol blast beat li günler!
Eşiyle birlikte muhteşem işler ortaya çıkartan, bir manada karı-koca grubu Hollenthon un son albümü bomba Opus Magnum u dinlemeyenlere olabilecek ilk tavsiyem: albümü edinin, yoksa sopa geliyor olurdu.
Bol soslu metalin şaha kalkıp, senfoninin verdiği gazla göklere çıktığı müzik grubumuzun bu nadide eserinde seslendirdiği hepsi birbirinden merdane 8 eserin muhteşem olduğu kulaklarınızdan kaçmayacaktır ki benim dinlediğim promo albümde araya giren lavuğa rağmen olan buydu şeklinde alemin en uzun cümlesini kurar aranızdan kaçarım, öptüm.
Extreme metalin gür sesi Behemoth dan yeni klip, pek korkunç!
youTube – At The Left Hand Ov God
Nettlethrone kesinlikle büyük övgüler hak eden bir grup. At the Gates zamanları İsveç in ürettiği o simsiyah ve buz gibi melodiler bu grupta tekrar hayat bulmuş. Türk metal camiasının en üretken toprakları, Ankara’ dan çıkmış en sağlam death metal gruplarımızdan Nettlethrone, ilk albümüyle ayakta alkışlanmayı hak edenlerden.
In Flames in yeni albümünü beğenmeyip old school melodic death metal dinlemek isteyen bünyeleri bir hayli tatmin edecek Nettlethrone un son albümü “Dissonant Progression” grubun kendi şirketi Ghostwall Records dan çıktı. Edinip, doya doya dinleyin.
[ » gerisi nerede ? ]