
Opeth, 20. yılını Royal Albert Hall sahnesinde kaydettiği “In Live Concert at the Royal Albert Hall” isimli DVD ile kutluyor. Çıkınca biz de dibine kadar kutlayacağız ama şimdilik ‘Dirge for November‘ ile bu konser performansının yaklaşık 9 dakikasına misafir olabiliyoruz.
Yeni DVDyi, özellikle neden sınırlı sayıda basılan seti almamız gerektiğini anlatan Mikael videosuna da link verelim. Fakat uyarmalıyım, izleyince insan şunu demeden geçemiyor: Yahu kebap Almanya da mı yenir ?? Şu 6 konserlik 20. yıl turnesine bir de İstanbul ekleseydiniz, kebabın kralını yedirirdik.
Bu arada Dirge for November ücretsiz olarak dağıtılıyor. Yok, buradan indirmem diyenler için şöyle bir linkimiz var.
Uzun zamandır ortalıklarda yoktum ama geri dönme planları yapmaktayım. 110 desibel üzerindeki ölü toprağı atmak için yeni bir tasarım üzerinde uğraşıyorum. Olur da biterse yakında yeni bir yüze kavuşuyoruz.

Opeth İstanbul konseri üzerinden neredeyse on gün geçmiş. Laf kalabalığı yapmaya gerek yok aslında ama…
Neoma lezizdi, tadı damağımızda kaldı. Opeth yine şahaneydi, fazla ayrıntıya girip göz yaşartmak istemiyorum. Yalnız set-list de biraz sürpriz bekliyorduk, birkaç ek mesela. Bırakın Türkiye ayağını, last.fm’de de linki verilen Varşova setlisti ile bile birebir aynıydı. İstanbul’a bir sürpriz yakışırdı doğrusu Mikael!
Bu arada, ses sistemi benim durduğum yerde çok güzel işler çıkartıyordu fakat o çadırda konser verme fikri yine de sakıncalı geliyor bana. Havadar diyen arkadaşlara da selam eder sonlara doğru üzerimize yağan suni yağmuru hatırlatırım. Şahsen ben piştim, öyle sıcak ve havasızdı. Ah bir de o eğim yok mu o eğim.. Bilek burkmakla başlayan ciddi sakatlıklara sebep olabilir o eğim, hele bol aksiyonlu konserlerde… UniRock vs hiç çekilmez orada.
Neyse tekrar o geceye dönersek, iki tane video çekebilmişim, görüntü berbat, ses idare eder vaziyette:
[ » gerisi nerede ? ]
Pınar‘ın kamerasından, 110 desibel’de nostaljik hareketler…
Bakınız, geçen sene Uni-Rock sahnesi, ilk gece. Festival ahalisinin maç mı konser mi ikiliminde kaldığı saatler.
Neyse biz önümüze bakalım en iyisi. Opeth konserine beş kala biraz Neoma dinliyordum. Hatta hazır elimdeyken birkaç mp3 ekleyeyim. Dinlemeyenler için 110 desibel’den sansasyonel bir hizmet gelmiş olsun:
Neoma deyince aklıma geldi; Dream Theater & Cynic konseri için de bir yazı yazmam lazım. Oo baby! Cynic izleyecek olmamızı kelimelerle nasıl ifade edeceğim bilemiyorum.
Nasıl Anathema ile enseye şaplak, göte parmak kıvamında güzel güzel geçiniyorsak neden Opeth ile de aynı seviyeye gelmeyelim ? Mesela Opeth sürekli gelsin, sonra bazı bazı Mikael tek başına kalkıp gelsin, unplugged filan takılsın, soğuk kış gecelerine bir anlam katsın filan ? Usandırabilir gerçi, tehlikeli…
Geçtiğimiz yaz tadına hiç doyamadığım bir Uni-Rock macarasından sonra şimdi de “Türkiye Turnesi” başlığı altında ülkemize adım atacak Opeth. An itibariyle 17 Nisan Ankara ve 19 Nisan İstanbul ile sınırlı olan bu turne için ilerleyen günlerde yeni şehirler eklenebilirmiş. Tarihler belli, biletler de satışa çıktı, halen alınmadıysa yapılacaklar listesi bir numara belli oldu demektir. Allah, bilet almaya giden ayaklara zeval, cüzdanlara zayıflık vermesin, amin!
The Haunted, Quo Vadis ve Opeth… Hayat ne güzel!!

Doğu kültürüne, Mısır tarihine kendisini adamış Nile grubunun vokalisti Karl Sanders, Saurian Exorcisms ismini verdiği yeni bir solo albüm çıkartma hazırlığında şu günlerde. Pek sevdiğimiz gruplarla çalışan The End Records etiketiyle basılacak albüm, 14 Nisan tarihinde çıkmış olacak.
[ » gerisi nerede ? ]
Yüce bir amaç uğruna bir araya gelen insaların kurduğu bir grup olarak tanımlıyor Iron Thrones elemanları kendi gruplarını. 3 sene önce 5 arkadaşın kurduğu, zaman içerisinde hemen her grupta gördüğümüz kadro değişiklikleri ardından ilk albümünü çıkartan, Amerikalı bir grup bahsettiğim. Geçenlerde Burak tavsiye etti, başka bir deyişle süper bir hediye gönderdi.
İlk dikkatimi çeken, mikrofon sahibi arkadaş Adam’ın sesinin Between The Buried And Me deki ekürisi Tommy Rogers efendinin sesine olan benzerliği. Sadece ben benzetmem umarım. Bunun haricinde dinleyince görebileceğiniz gibi Cult Of Luna ile başlayıp, Opeth (evet yine Opeth) e kadar giden ve inanın daha fazlasını da içeren geniş bir yolda, şahane bir müzik yapıyor bu adamlar. Gider Last.fm takipçilerine kulak verirsek; death metal içerisine progressive metalcore demetleri gibi bir etiket yapıştırıyorlar gruba. Bence biz kendi kulağımıza bakalım, zaten albümlerini tamamen ücretsiz olarak sitelerine koymuşlar, ben dahil kimsenin yorumuna ihtiyacınız yok.
Opeth sevenler kesinlikle dinlemeli listesine kafadan giren ve bununla yetinmeyip üst sıralara oynayan Fin grup Ikuinen Kaamos 2008 yılına “Epilouge” ile damgasını vurmalıydı esasında. Gelin görün ki Descent Productions tayfasının finansal sorunları sebep gösterip albüme bir türlü çıkış tarihi verememesi buna engel oldu. Bir senedir kaydı bitmiş halde bekleyen albüm için artık sabırlar tükenmiş ve üç şarkıdan oluşan “Closure” isminde bir EP çıkartma kararı alınmış.
Epilouge albümünden görmediğimiz şarkılar ise bu yaz stüdyoda kaydedecekleri yeni şarkılarla birleştirilip yeni bir şirketten, artık seneye çıkartılacakmış.
Ikuinen Kaamos
Closure (EP 2008)
1. Closure
2. Your Gallows
3. The Absence
[rapidshare link: http://rapidshare.com/files/175302224/ikuinen_kaamos-closure.rar]
EP ücretsiz olarak grubun resmi web sitesinde yayınlandı, ferah olun.
Keskin Avrupa kokusuyla bezenmiş, kesif bir melankoliyle, özenle karartılmış, övgü için kullanılabilecek bütün kelimelerden güzel bir seçkiyi hak eden, velhasıl Ikuinen Kaamos kalitesine yakışır bir EP olmuş, leziz!!

Belki halen Watershed ile idare ediyorsunuz. Çok dinlediniz ama belki halen Burden klibini izlemeye fırsat bulamadınız. Gerçi Porcelain Heart için çekilen klibi izlemişsinizdir değil mi ? Neyse eksikleri tamamlayalım zira Opeth yeni bir dijital EP ile geliyor.
3 gün sonra doğacak ep’nin henüz adı sanı belli değil ama içeriğini biliyoruz. 2 adet b-side – ki bir tanesi “Alice In Chains – Would?” coverı – diğeri ise ilk 300 albümde bulunan “Mellotron Heart” ( Porcelain Heart mellotronlu versiyonu ) isimli parça dolduracak EP’nin içerisini.
Bilen bilir içimdeki Opeth aşkı bambaşka ee Burden desen Watershed albümünün en müstesna parçalarından.. İzlemeden şuradan şuraya bırakmam vallahi:
Utku nun Glamour Of The Kill in 2 Minutes To Midnight yorumuna bir baksana mesajıyla gözümü açtığım bir gün ile bunu 110 desibel de yazıya döktüğüm gün arasında bir haftadan uzun bir süre var, trajik… Neyse efendim, böyle zor durumlarda geç olsun güç olmasın diyerek kalkanımı kuşanırım.
Kerrang denen hepimizin bildiği derginin gazına gelen Metallica, Dream Theater gibi gruplar Iron Maiden tribute albümünde bir araya gelmişler. İsmini, Maiden Heaven – A Tribute To Iron Maiden koyup güzel bir albüm kapağı ile döşedikten sonra gelsin paracıklar modunu açıp köşeye çekilmiş Kerrang.
Glamour Of The Kill – 2 Minutes to Midnight
Böyle tribute albümlerini hep sevmişimdir. Farklı yorumlarla birlikte bir saygı gösterisi. Kulaklarda şenlik var a dostlar, kaçırmayın.
Yine Maiden Heaven için Decibel in TheDeciBlog u bir kapıştırma olayına girmiş. Remember Tomorrow, Metallica nın elinde mi daha güzel yoksa Opeth in elinde mi ?
[ » gerisi nerede ? ]
Bir bakayım, Türkiye konseri ile ilgili fucking great gibi ifadeler var mı diyerekten daldığım opeth.com dan Mikael in su çiçeği olduğunu öğrenince trajikomik bir ifade kondurdum yüzüme. Hakikaten ne iş ?