Rize’de 110desibel için sela okutulmuş denince bir koşu atladım geldim. Daha ölmedik canım.
Sahnelerden uzak kalmanın vermiş olduğu çaresizlikle, eski haberleri yeni göstermek gibi bir hakkım var sanırım. Çifte felaket! Güya çaktırmıyorum ama müessesemizde bu iş zaten itinayla yapılıyor yıllardır.


Mesela Devin Townsend versem ? Zamanında, “kelim ama saç bende” diyebilen şanslı azınlık içerisindeki bu müstesna adam, hayatının en yumuşak albümü ile en sert albümü arasında bir yerlerde dolaşacak gibi gözüken “Addicted” albümünden “Universe In A Ball” isimli şarkıyı internet alemine saldı.(mıştı)
Hadi bakalım.
Avustralyalı grup Karnivool, fazlasıyla alternatif, tadında progresif ve metale göz kırpan bir müzik yapıyor. Artık tek katmanlı müzik yapan grup bulmak zorlaştı zaten. Her şarkının başında farklı bir şeyler anımsamanız kuvvetle muhtemel. Anlatması bir hayli zor ama çok güzel müzik yapıyorlar demek çok kolay. Yeni albümleri Sound Awake de taze çıktı. Dinlemek isteyenlere ordovr benden, asıl ziyafet ise myspace sayfalarında.
Bir kutu içerisinde iki CD, Vertebrae ve 2008 tarihli Rock Hard Festival konser kaydı. İsmi Vertebrae Box Set ve sınırlı sayıda. Haliyle, Enslaved imzası ve Indie Recordings etiketiyle. Bu paragrafta çok enteresan bilgiler verdim gerçekten.
İşte bu kutudan çıkıp internetle tanışan ilk iki parça, Almanya hatırası “Ruun” ve “Fusion of Sense and Earth olmuş. Indie Recordings myspace sayfasından dinlenebiliyor kendileri. Hatta Ruun buradan bile dinlenebilir.
Black Metal camiasının bu gidişe bozulduğu açık ama Enslaved’in Isa ile başlattığı dönemi takip eden albümleri (Isa ile birlikte hepi topu 3 albüm) bana hep daha sıcak geliyor. Mesela Ruun nasıl ele avuca sığmaz bir güzelliktir öyle.
Enslaved – Ruun (Rock Hard Festival, Almanya kaydı)
Black metalcilerin cirit attığı Polonya da progressive rock/metalin bayraktarlığını yapan Riverside yeni albümünün detaylarını paylaşmış, şöyle ki:
Dördüncü albümleri olacak “Anno Domini High Definition” ile “4″ rakamının resmen cılkını çıkartmışlar sevgili okuyucular. Başlıyoruz; Albüm 4 harfli, Polonya da 15 Haziran, diğer ülkelerde bundan 4 gün sonra çıkıyor, albümün toplam süresi tam olarak 44 dakika 44 saniye, albüm 4 şarkıdan oluşuyor diyecektim ama işte burada tıkanıyoruz, burası 4+1 olmuş;
Hyperactive, Driven To Destruction, Egoist Hedonist, Left Out, Hybrid Times
Yanda süzülen yeni albüm kapağı tahmininiz üzere Travis Smith imzalı.
Bak şimdi çok fena 02 Panic Room dinleyesim geldi, hatta izleyesim gelmiş bile olabilir.
Ölümün üzerine siyah bir bant çektiği gruplardan, Kanada bandıralı Voivod, üzerine yas sinmiş 2006 tarihli Katorz ardından bu sene Infini ile son kez demir alıyor.
Avrupa için 15 haziran çıkış tarihi ile Nuclear Blast, Amerika için temmuz başı çıkma şartıyla Relapse Records ile anlaşan grup elemanları, yanlş bilmiyorsam bu albümü Voivod diskografisinin son stüdyo albümü olarak görüyorlar.
Denis “Piggy” D’ Amour mirası son 13 parçadan oluşacak eserde, Katorz albümünde yapıldığı gibi gitarlar stüdyoda tekrar çalınmayacakmış. Aa akılları başlarına daha yeni mi geldi diyenler için şöyle diyebiliriz: tamamen teknik sebepler hasebiyle iki albüm arasında böyle bir fark olmuş.
2005 yılında Denis D’ Amour kaybıyla büyük sarsıntı geçiren grup için son albüm kararı üzücü olsa da ilginç bir karar değil. Hatta, her ne kadar yeni albüm çıkarmalarını istesem de yerinde bir karar verdiklerini düşünmeden edemiyorum.
Hazır yeri gelmişken, huzur içinde yat Piggy!
Piggy (Ev kayıtlarından) – track.11
Infini şarkı listesi: God Phones, From The Cave, Earthache, Global Warning, A Room With A V.U., Destroy After Reading, Treasure Chase, Krap Radio, In Orbit, Deathproof, Pyramidome, Morpheus, Volcano
Sayı konusunda İsveç e göz kırpıp, kalite konusunda Kanada ile kapışan Fransız Metal Liginin eski topçularından sevgili Kalisia, yeni albümünü – uzun zamandır ismini bildiğimiz şekliyle, Cybion olarak – geçtiğimiz günlerde resmi olarak çıkardı. Resmi diyorum çünkü bu albümü ben önce 2007, sonra 2008 olmak üzere iki farklı tarihte indirmiştim. Gerçi neler olmuş diye okuyunca kaydın 2003 yılından bu yana sürdüğünü, grup elemanlarının 95 doğumlu Skies ep sinden sonra birçok projeye girip çıktıklarını ve kayıt esnasında başlarına gelen ayrılma olaylarını vs görünce neden bu kadar uzun sürdüğünü ve farklı versiyonların internette gezindiğini anlamak zor değil.
Bilmem söylemeye gerek var mı ama albüm konsept bir yapıda. 71 dakika uzunluğuna erişen albümün dinledikçe güzelleştiğini ve anlaşılabildiğini iddia ediyor Kalisia. Henüz ilk dinlememde kendisini haddinden fazla sevmeme karşın anlaşılabilme konusunda gruba katılıyorum. Ayreon hatırlatır tarzda başlayan ama daha fazlasını vadeder bir şekilde ilerleyen epik bir sanat eseri Cybion.
Her ne kadar plak firmalarından destek görmesek de çok değerli isimler bizi yalnız bırakmadı diye cümleye başlayıp konuk sanatçılarını bizlerle tanıştıran grup elemanları, aşağıda görebileceğiniz gibi gerçekten çok parlak isimlerle çalışmış;

Grup, resmi sitelerinden ücretsiz olarak indirilebilen iki örnek sunmuş albümden, şöyle ki:
3 euro gibi bir rakama albümü mp3 formatında internetten satın alabilirsiniz. Paypal ile birkaç dakika süren bir süreç, ben sorunsuz satın aldım, tavsiye ederim. Yalnız albüm 98 mb boyutunda tek bir mp3 dosyası olarak geliyor. Zaten albümü tek bir parça olarak düşünün, hepsi bir bütün, film gibi albüm diye bas bas bağıran Kalisia, bir taşla iki kuş vurmuş bu şekilde indirterek. Yine, fiziksel olarak da albümü satın alabilirsiniz, 20 euro civarında tutuyor sanırım kargo vs. ile. Üstüne Origins de cabası olarak geliyor.
Paket içeriği, fiyatlar ve albüm hakkında çok daha fazla bilgi şurada.
[ » gerisi nerede ? ]
Çıkması beklenirken ertelenen albümler grubuna dahil olan Gwynbleidd tayfasının yeni albümü “Nostalgia” yakın zamanda çıkmayı bekliyor. Çıkabilirse 2006 tarihli “Amaranthine” isimli EP den sonraki ilk albüm olacak kendisi.

Türk metal camiasında “progressive” etiketi pek tercih edilmiyor. Bunun çok fazla sebebi olabilir, oturulup teker teker sayılabilir fakat konumuz bu değil. Konumuz bu işi hakkıyla yapan bir grup, yakından tanıdığımız Ankaralı Dreamtone. Şimdiye kadar birçok başarısını alkışladığımız grubun, vokalisti, eski gitaristi, bestekarlarından biri ve eskilerin madalyalı profesyonel bisikletçisi Oganalp Canatan‘ın “20 Soru”ya verdiği cevaplara geçmeden evvel küçük bir parantez:
Şimdiye kadar grubun internet ahalisine ücretsiz sunduğu materyallere bir bakalım, fütursuzca faydanalalım. Akabinde daha fazlasına nereden ve nasıl ulaşacağımızı öğrenelim. Dinleyelim, dinletelim ve daha fazla ne yapabileceğimizi araştırmaktan çekinmeyelim.
Bitmedi kocaman albüm ve single olan şekilleri de var!
[ » gerisi nerede ? ]
Yüce bir amaç uğruna bir araya gelen insaların kurduğu bir grup olarak tanımlıyor Iron Thrones elemanları kendi gruplarını. 3 sene önce 5 arkadaşın kurduğu, zaman içerisinde hemen her grupta gördüğümüz kadro değişiklikleri ardından ilk albümünü çıkartan, Amerikalı bir grup bahsettiğim. Geçenlerde Burak tavsiye etti, başka bir deyişle süper bir hediye gönderdi.
İlk dikkatimi çeken, mikrofon sahibi arkadaş Adam’ın sesinin Between The Buried And Me deki ekürisi Tommy Rogers efendinin sesine olan benzerliği. Sadece ben benzetmem umarım. Bunun haricinde dinleyince görebileceğiniz gibi Cult Of Luna ile başlayıp, Opeth (evet yine Opeth) e kadar giden ve inanın daha fazlasını da içeren geniş bir yolda, şahane bir müzik yapıyor bu adamlar. Gider Last.fm takipçilerine kulak verirsek; death metal içerisine progressive metalcore demetleri gibi bir etiket yapıştırıyorlar gruba. Bence biz kendi kulağımıza bakalım, zaten albümlerini tamamen ücretsiz olarak sitelerine koymuşlar, ben dahil kimsenin yorumuna ihtiyacınız yok.
Irak ile boğuşurken İran’dan dem vurmamak olmaz. Mesela hemen, İran‘da pişen, pek lezzetli ama kokusu bana geç ulaşan bir lezzetten, Farzad Golpayegani den bahsedelim.
Farzad Golpayegani, yaklaşık 14 sene önce gitarı eline almış, bir daha bırakmamış, kendisi gibi sanatçı bir babanın oğlu. İran gibi bir ülkede, müzikal bir superman edası ile albümlerinin her türlü işçiliğini üstlenmiş, kapağından enstrümanlarına kadar ne gerekiyorsa tek başına halletmiş bir şahsiyet aynı zamanda. Eh İran ın ilk resmi, plak şirketli metal albümünü çıkaran ismi olması da şaşırılmayacak başka bir özelliği 79 doğumlu abimizin. Üstüne üstlük, Barışarock 2007′de sahneyi şenlendiren isimlerden bir tanesi olması da belki hatırlayabileceğiniz bir başka özelliği.
Progressive metal/rock kisvesi altında müziğini yayan Farzad esasında bir gitar virtüözü. İranlı olmanın hediyesi olarak kocaman bir kültür hazinesinin üzerinde oturmasını fırsat bilip bol kepçe bir etnik sosu batının gitarıyla güzelce harmanlayan, fusion topraklarında at koşturan bir müzisyen de diyebiliriz kendisi için, tef, darbuka, tabla, sitar gibi bilumum etnik çalgının yanında 7 telli elektro gitarı ile cambazlıklar yapan yetenekli bir insan da.
Şimdi işin en güzel, Farzad’ın gözlerinden en öpülesi yanına gelelim. Şu ana kadar 3 tane albüme imza atan sanatçı bütün albümlerini ücretsiz olarak web sitesinden dağıtıyor ve dinletiyor. Bu fırsatı kaçırmıyor, komşuda pişer bize de düşer demekten kendimi alıkoyamıyorum.
[ » gerisi nerede ? ]
Bilen bilir içimdeki Opeth aşkı bambaşka ee Burden desen Watershed albümünün en müstesna parçalarından.. İzlemeden şuradan şuraya bırakmam vallahi: