Sol tarafta arz-ı endam eden bu adamı tanıdınız değil mi ? Death metal’in başına gelen en güzel şeylerden biri olan bu genç adamın adı: Kevin Talley!
En sevdiğim davul cambazlarındandır kendisi. “Ölümcül Davulcular Listemi” ifşa etmedim sanırım burada hiç. Bu liste: Yanic Bercier ile bismillah çeker, Tomas Haake önünde diz çöker, Gene Hoglan başta olmak üzere, herhangi bir Death davulcusunu hayran hayran izler, Chris Adler abimizden imza ister, Martin Lopez şahanesinin tekrar sahalara dönmesini arzular ve benzer birçok isme selam verip, uzayıp gider..
Kevin Talley, bir death metal davulcusunda arayabileceğiniz bütün özellikleri bünyesinde toplamış, tam teçhizatlı bir müzisyen. Hızlı, yaratıcı, teknik, atak canavarı, yerinde duramayan, agresif adam rollerine bürünür setin başına geçtiğinde. Davul konusunda ilham alınacak birilerini arayıp da Talley’i es geçmeniz büyük talihsizlik olur doğrusu.
Hız olayı önemli! Hız, hız, daha fazla hız ama nereye kadar ? Sonu bu mudur ? Kevin’ın bugün geldiği yeri veya herhangi bir death metal davulcusunun kalitesini sadece ne kadar hızlı olduğuna bakıp ölçmek, F-16′lar da çok hızlı be hacı demekten farksız. F-16′ların çok hızlı olmasından önce onlar uçuyor azizim, ona bak sen demezler mi adama ? (Jet olmanın belli bir hız eşiği gerektirdiği gerçeği ihmal edilmiştir. Ee fiziği bize böyle öğrettiler.) Talley hakikaten çok hızlı fakat onu “uçuran” özellikleri; yaratıcılığı, klişeler sapağından hiç dönmemesi ve bitmek bilmez enerjisidir kanımca.
[ » gerisi nerede ? ]
The Haunted memleketimize gelmiş, ne sakin olmasından bahsediyorsun sen ?
Aranızda kaç tane Marco Aro hayranı var hiç saymadım ama ben şahsen kendim, iflah olmaz bir Peter Dolving taraftarıyım. En sevdiğim The Haunted albümünün Made Me Do It olması bile bu gerçeği değiştiremiyor. Zaten muhteşem yeteneğini, kalemine yansımış parlak zekasını, muzip simasını bir yana bırakalım; o sahnedeki agresif adamın konser sonrası nasıl bir sevgi pıtırcığı, nasıl bir hoşgörü timsali haline dönüştüğünü gören gözler nasıl aksini düşünebilir ?…
İlk önce Trenches‘ı yarım kalmış bir Peter Dolving videosu ve hemen ardından devam ediyor olacağız:
[ » gerisi nerede ? ]

Türk metal camiasında “progressive” etiketi pek tercih edilmiyor. Bunun çok fazla sebebi olabilir, oturulup teker teker sayılabilir fakat konumuz bu değil. Konumuz bu işi hakkıyla yapan bir grup, yakından tanıdığımız Ankaralı Dreamtone. Şimdiye kadar birçok başarısını alkışladığımız grubun, vokalisti, eski gitaristi, bestekarlarından biri ve eskilerin madalyalı profesyonel bisikletçisi Oganalp Canatan‘ın “20 Soru”ya verdiği cevaplara geçmeden evvel küçük bir parantez:
Şimdiye kadar grubun internet ahalisine ücretsiz sunduğu materyallere bir bakalım, fütursuzca faydanalalım. Akabinde daha fazlasına nereden ve nasıl ulaşacağımızı öğrenelim. Dinleyelim, dinletelim ve daha fazla ne yapabileceğimizi araştırmaktan çekinmeyelim.
Bitmedi kocaman albüm ve single olan şekilleri de var!
[ » gerisi nerede ? ]
Öncesini geçtim, yakın dönemde “Ahh” ile ahımızı vahımızı delmiş geçmiş insan Aylin Aslım her aklıma geldiğinde şu soruları da beraberinde getiriyor: Bu kadını, görüp de beğenmeyen, tanıyıp da sevmeyen var mıdır acaba ? Sanırım yoktur.
Yine bütün amacım Aylin Aslım ile el attığımız “20 Soru” hadisesini sizinle buluşturmak fakat öncesinde kendisiyle alakalı bir haberi araya sokuşturuyorum sonra hemen akabinde soru – cevap kısmına ışınlanıyoruz, söz!
Güldünya Şarkıları veya “Kadin haklari ve özgurlukleri ve Türkiye’de işlenmiş ve işlenmekte olan namus cinayeterine dikkat çekmek ve toplumsal bir bilinçlenmeye katkıda bulunmak amacıyla hazırlanan bu albüm, belki de bu isimlerin bir arada olduğu ilk ve tek albüm.” şeklinde detaylandırabileceğimiz albümün Aylin Aslım için birden fazla önemi varmış. Bakınız neymiş bu önemli şeyler ve neden bu albüme sahip olmalısınız gibi soruların cevapları.

Şimdi bu adamlar sağdan bakınca In Flames, soldan bakınca Soilwork bi de tam karşıdan bakınca Finlandiya nın yeni nesil melodik sıçrama tahtalarından Mors Principium Est ( last.fm öve öve bitiremeyip hergün tavsiye diye önüme sürüyor ) gibi müzik yapıyor, üstüne bayan vokalle ( Let if Flow hayranları beri gelsin ) keyfe keyif katıyor ya işte bu olaya bitiyorum ben. İzmirli güzide grup Prime Object den bahsediyorum, zaten yukarıdaki resimden gözünüz ısırmıştır. Konser, festival ayrımı yapmadan koşuşturuyor zira bu müzikal edepsizler, elbet birinde rastlamışsınızdır.
Neyse efendim biz asıl konumuza gelelim. Şimdi ben gittim Prime Object in kapısını çaldım, sağolsunlar kırmadılar, Pivot insanının Proust yüksek simasından devşirdiği 20 soruluk evlere şenlik soruya cevap verdiler. Şöyle buyrun:
[ » gerisi nerede ? ]