
Konser haberi vermek gerçekten çok zevkli ama böyle bir konser haberini vermek inanın daha zevkli. Vikingler ülkemize çıkartma yapıyor ahey ahey. Amon Amarth İstanbul a geliyor. Zaten bakınız ekşi sözlük ne diyor. Adamlar zaten gelmiş arkadaşlar, tek yapmanız 6 Aralık buluşma gününü beklemek.
31 Mayıs tarihinde şöyle bir yazı yazmışım öhöm öhöm, umarım konser patlamaz, yanlarına Ensiferum u da alıp gelirler, çifte bayram neymiş gösteririz cümle aleme.

Evet sayın seyirciler yemedik içmedik bunu da yaptık. (daha önce neler yapmıştık?… şimdi hatırlayamadım) Last.fm in daha önce FrienFeed de çıtlattığımız ama 110desibel’e yazmayı unuttuğumuz (hepimiz dingiliz, hepimiz ömeriz ) beta olayına kameralarımızı daldırdık. Sizin için çok özel fotoğraflar çektik.
Madem dinledin, göster inlesin platformu Last.fm, son zamanlarda hummalı bir çalışma içerisine girmişti. Meğer last.fm e baştan aşağı ayar çekiyorlarmış. Görüntü hayli değişmiş, yeni özellikler eklenmiş, daha yenileri yoldaymış vs. vs.
[ » gerisi nerede ? ]

Evet başlığı biraz abarttım. New Music Strategies isminde bir blog var. Eleman tam benim değinmek istediğim konulara parmak basıyor, tek sorun ingilizce olması ve bazı önerilerin bizim memlekette tutmayacak olması ;) Neyse kendileri güzel bir yazı yazmış. Ben de bu konuya değinmek istedim, siteden çeviri gibi başlayıp, yapılan hataları nasıl düzeltebilceğiniz konusunda nacizane fikirlerimi de belirteceğim. Dümdüz çevirmek çok işe yaramaz değil mi?
Ne olursa olsun bir şekilde myspace kullanıyoruz. Ne kadar demode ve kullanışsız bir arayüze de sahip olsa, kullanmamızı gerektirecek güçlü sebepleri var myspace in. Fakat kullanırken öyle hatalar yapıyoruz ki, zaten gıcık olan arayüzü hepten batırıp, sıvıyoruz. Neyse gelelim 5 büyük hataya;
[ » gerisi nerede ? ]

Myspace in türkiye ayağı için eleman aradığı, facebook un türkçeye göz kırptığı, last.fm in atağa kalktığı şu günlerde internet ne sunuyorsa sonuna kadar kullanmalı. Tabi elimizde sunacak şeyler varsa. Yoksa facebook a profil açıp festival gibiyim katılmak istemez misin ? yazmanın bir manası yok, olmamalı. Müzisyenler açısından konuşursak eğer, internet bulunmaz bir nimet.
Evet ne diyordum yeni gruplar işe kendi sitelerini kurarak başlamalı ve popüler sitelerde boy göstermeli. Facebook a profil açıp, myspace de fink atmalı, last.fm ile nabız ölçmeli, youtube ile görücüye çıkmalı.
[ » gerisi nerede ? ]
Neden böyle bir başlık seçtiysem. Sanat deyince zor, çalışma gerektiren bir şey gibi oldu halbuki içinde hemen herşeyi barındıran internetin müzik zevkimizi tahrik edecek siteleri barındırmaması abes olurdu. Bulması da dinlemesi de gayet kolay, ortalıkta onlarca site sırf biz her yerde müzik dinleyebilelim diye volta atıyor.
Amacımız kendi arşivimiz dışındaki parçaları dinlemek, yeni keşifler yapmak ya da mp3 çalarımızı yanımıza almadığımız veya daha da kahredici olanı, pilli bitmiş bir şekilde cebimizde yatıyor oluşu sırasında müzik oynatıcısı dahi olmayan bir bilgisayarda müzik dinlemek;
Mp3çalar a attığım mp3 lerin cihazın kütüphanesinde doğru düzgün görüntülenebilmesi için mp3 lerimin id taglarını düzenlemem gerekti. Zamanında media monkey kullanmıştım. Belki son zamanlarda iyi bir program çıkmıştır diyerekten internette kısa bir araştırma yaptım; mp3tag isimli program çoğu kişi tarafından tavsiye edilmiş.
İlk olarak mp3tag ı indirdim. Ne yalan söyleyeyim pek beğenmedim. Amazon dan bilgileri alıp mp3 taglarımı dolduracağını iddia eden bir program çoğu mp3 ümü amazon da nasıl arattıysa bulamadı, saçma sapan sonuçları çıkardı karşıma. Fakat dosyaları seçtikten sonra toplu olarak hepsine geçerli olabilecek etiketler ayarlayabilmeniz güzel.
Son olarak Media Monkey i yükledim. Eski dost yine kelek yapmadı işlerimin çoğunu halletti. Media Monkey e alternatif aramam aslında media monkey in mp3 lerin id taglarını düzenleme özelliğine ek olarak başka bi sürü zımbırtıyla gelmesi. Media player, iTunes tarzında hazırlanmış bir program aslında.
[ » gerisi nerede ? ]
Bildirgeç‘ te bi kaç ay önce yayınlanmasına rağmen son yorumla hortlatılan bir konu var: Alternatif Mp3 Çalıcılar Yazıyı okursanız çeşitli müzik çalarların adresleri verilmiş ve allta yapılan birçok yorumla birlikte ortaya fazlaca alternatif müzik çalar çıkmış.

Ben de çoğu kişi gibi uzun zamandır Winamp kullanıyorum. Aslında tam olarak söylemek gerekirse winamp lite kullanıyorum ;) Winamp ın modern diye ortaya atılan sürümünün, fazlaca kasması ve saçma salak hatalar vermesi üzerine modern e ek olarak verilen lite ı kullanmaya başladım, klasik winamp pek memnunum.
Google arama motorundan daha öte artık. Ulen ne sorsam biliyo şerro kıvamına gelmiş bir sanal dost o. Hemen her bilgiyi içinde barındıran bu hazinenin anahtarını nasıl çevirirseniz karşınıza o kadar farklı bilgiler çıkartıyor.
PHP öğrenmeye çalıştığım şu sıcak yaz günlerinde – internette örnekleri olsa da – şöyle bi şey çıktı ortaya. (Çok çok az php barındırsa da :) )Google ile internette dolaşan mp3 leri yakalamaya yarayan bir aparat. Nasıl yani ? Siz parçanın adını veya söyleyen şahsiyeti ya da şahsiyetleri yazıyorsunuz Google da buluyor. Müzik aramak için özelleştirilmiş google da denebilir bi anlamda.
Denemek isterseniz tam şurada
Bloglar sayesinde farklı yorumlarımızı milyonlarla buluşturduk, yeri geldi borsaya etki ettik, yeri geldi haber bültenlerine konu olduk ama şimdi de dünya ya sesimizi duyurma fırsatı.Hadi gelin Podcasting sayesinde sesimizi çınlatalım hoparlörlerin metal dudaklarından.
Öncelikle Podcast nedir ondan başlayalım.
Podcast’ler, İnternet üzerinden indirilebilen ses dosyalarıdır. Bir podcast’in podcaster olarak adlandırılan yapımcısı, abone olabileceğiniz dizi bölümleriyle podcast’ini sık sık güncelleştirir. Kısacası podcast demek kendi radyo programınızı kendi siteniz üzerinden yapmamız demektir.