Bugünlerde okula gidip gelirken Amon Amarth ın yeni albümü “Twilight Of The Thunder God” eşlik ediyor bana. Okul yolu deyip yabana atmamak lazım. Gidişiyle gelişiyle neredeyse 4 saate patlıyor bana. OhaA! Evet, içinizden geçeni ben söyleyeyim dedim. Evet, hem de okulum ile evim aynı şehirdeyiz diye geçiniyorlar. ÖSS ye hazırlanıp, İstanbul da üniversite kazanmak için yanıp tutuşan gençler biraz “İstanbul Gerçekleri” dinlesinler, 4 saat okul yolu! Hadi 2 saat sonra ulaşacağım süper eğlenceli, über keyifli bir yer olsa neyse.. Okul! oKULL!
Tartışmamız gereken bir albüm vardı. Heh Twilight Of The Thunder God.. TOTTG veya. Önce Amon Amarth ile başlayalım. Neden seviyorsunuz bu adamları ? Deli gibi kalın ve sert melodilerle bezeli Viking Death Metal yaptıkları için ? Süper melodik, ultra gaz şarkıları için ? Valla saçları sakalları için abi ? Herkesin Amon Amarth ı kendine..
İlk üç şarkı: albümle aynı ismi taşıyan Twilight Of The Thunder God, gizli hit Free Will Sacrifice ve favorim Guardians of Asgaard… Bu albümde kitleleri en çok coşturacak ve benim de en beğendiğim parçalar oldular. Alkışlıyoruz kendilerini. Bu üç şarkı aslında basit bir temel üzerine oturuyor dinlediğiniz gibi. Eğlenceli bir melodi ve vurucu bir nakarat. Guardians of Asgaard mesela; pek gaz bir nakarat ile sizi sizden alıp, şarkının üstüne oturduğu evlere şenlik melodisiyle, ikarus içinde dahi olsanız, ortamdan soyutlanmanızı rahatlıkla sağlayabilir.
[ » gerisi nerede ? ]

Yeni albüm Holographic Universe ameliyat masamıza yatmaya hak kazandı. Getirin bakalım neşteri demeyi çok isterdim fakat nedense bu albümü dinleyecek fırsatı bir türlü bulamıyorum. Aslında bilg. başında çalışırken fon müziği yaptım birkaç kez ama yemedi.. Öyle bir şey anlaşılmıyor, müzik dinlemek dediğin film izlemek gibi olmalı, bütün algılar açık, dikkatli…
Şu sıralar art arda yazı gönderme performansım da düştü.. Ee o zaman kritik değil ama hem kritikimsi hem de tanımayanlar için grubu hafiften tanıtıcı bir yazı gelsin.
[ » gerisi nerede ? ]
Hehe internette dönen albüm hakkındaki yazılara göz attınız mı ? Nihaha yine ikiye bölmüş dinleyicileri… Opeth in herkesi şaşırtmasını seviyorum, her şarkının farklı hissettirmesini seviyorum, her albümün -son albümlerle daha da belirginleşen- farklılığına bayılıyorum. Mikael in herşeyi tadında bırakmasına hastayım.
Akor kalıplarını zorlayan Opeth son albümü Watershed ile bu sefer de metal müziğin sınırlarını zorlamaya başlamış, vay anasını sayın seyirciler. Evet sanırım Opeth in yapmak istediği tam olarak bu. Sakız gibi sağa sola çekilebilecek bu cümleden kastım artık Opeth in progressive tanımını sonuna kadar hak etmesi yönünde, yoksa başka bir amacı yok. Bu arada hemen başta söyleyeyim: iki eleman değişikliğinden sonra gayet güzel bir albüm çıkartan adamlara bir de bok atılmasını anlamıyorum sanırım anlayamayacağım.
[ » gerisi nerede ? ]

In flames ne yaptın yavrum sen ya, zaten önceden dinlediğimiz iki şarkı nasıl bir manzara ile karşı karşıya kalacağımız hakkında bilgi vermişti ama önyargılı olmayalım aman in flames yaman in flames diye kendimizi avutmuştuk.
Sonunda tüm albümü dinledim, tatmin etmedi, farklı gelmedi, hoplatmadı, zıplatmadı… Nakaratlar vs bi önceki albümden arak, daha temiz müzik, çiğ bir tat, garip bir ortam anlamadım ben bu işi. Ama bak şimdi The Chosen Pessimist farklı, değişik. Come Clarity deki Come Clarity gibi, löp diye sıyrılıveriyor. In Flames mi yapmış lan bunu diyorsunuz çünkü farklı tatlar var, ama güzel şarkı şimdi, sade ve sürükleyici.
Come Clarity deki performansından sonra Anders e ne oldu ? Hadi diyelim, bazı parçalar eskilerden esintiler hissettiriyor ama Anders in vokali, yeni değişik bi şey… Bu albümde ne yaptın olm sen böyle ? Zaten seni gruptaki en zayıf halka olarak gören varken yapma bunları milletin eline koz verme. Severim seni kerata, hadi bakim…
[ » gerisi nerede ? ]
Artık çatık gözlerle bakmadığımız komşumuz Yunanistan dan kopup gelen İsveç usulü melodic death metale gönül vermiş Marios Iliopoulos tarafından kurulmuş bir grup Nightrage. Şu ana kadar 3 albüm çıkarmış ve Tomas Lindberg, Tom Englund, Per M. Jensen gibi isimlerle çalışmış bir gruptur aynı zamanda.
Albüme gelirsek, Aslında A New Disease is Born güzel şarkılar, sağlam melodiler ve riffler barındıran bir albüm yine. Hele bir de melodik death metal e gönül verdiyseniz bakmadan geçmeyin derim. Melodik Death Metal den beklediğimi aldım bu albümden ama daha fazlası için birşey söyleyemeyeceğim.
Sweet Vengeance yani ilk albümleri daha bir içten, süper grup tadında kaydedilmiş bir albüm, ben daha çok beğenmiştim doğrusu. A New Disease is Born‘un tadına türün takipçileri bakabilir, diğerleri bakmasa da çok şey kaybetmez desem ?