
Hatırlar mısınız? Bir zamanlar grunge vardı… Yeni nesle bunu anlatmak çok güç farkındayım ama sefil ve pasaklı günlerimiz hepsinin en iyisiydi. Bağıra çağıra Smells Like Teen Spirit söylemek bizim jenerasyonumuzun bastırılmış özgürlüklerinin en zevklisiydi. Bunun üzerinden yıllar geçti, grunge yıllarının muhteşem sona erişinin simgesi Trainspotting’de Diane’in dediği gibi, dünya değişti, müzik değişti hatta uyuşturucular değişti. New York’lu Fotoğrafçı Michael Lavine de o yılları özlüyor olmalı ki sandıktaki fotoğraflarını çıkarıp bir kitapta topladı. Grunge gitar gıcırtısı, şarap ekşisi ve paslı metal tadında, Grunge kaybedenlerin, 90’ların ve Seattle’ın kitabı, Grunge bulanık, yıkık ve çok güzel.
Pasaklı zamanlar için pırıl pırıl, 1. hamur bir saygı duruşu.
[ » gerisi nerede ? ]
769 yazı yazdıktan sonra artık ilk sticky postumu yapıştırabilirim sanırım.
Yaklaşık bir sene önce Farzad Golpayegani hakkında bir yazı yazmıştım. Kendisi haftaya İstanbul’a gelecekmiş. Ne yazık ki konser vermek için değil. Haberiniz olabilir zira myspace üzerinden haberdar etmişti. Neyse, kendisinin yardıma ihtiyacı var: Uygun bir daire arıyor; şehir merkezinde kiralık, temiz. Böyle bir ev bilen varsa bana veya direkt kendisine ulaşabilir. Gerçi, ben yanımda misafir ederim bir süre ne olacak diyenler çıkarsa (ki yazının esas amacı budur) daha süper olur. Hatta en süperi bu olur.
Neden geldiğini ben de merak ettim doğrusu. “Hayırdır ?” diye sorduğumda, İran’da konser dahil birçok aktiviteye izin verilmediğini bu yüzden Türkiye’ye yerleşmeyi düşündüğünü söyledi. Tanıdık. Kesin kararını verdikten sonra gelsin konserler, gitsin sergiler durumu olacaktır. Sanatın ve sanatçının dostlarına duyurulur.
MÜ-YAP’ı protesto etmek için bu görselin yazıcıdan çıktısını alıp boş bir CD kapağına yerleştiriyoruz ve 23 Eylül Çarşamba sabah saatlerinden itibaren Mü-Yap Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği Kuloğlu Mah. Turnacıbaşı Sok. No:16 Kat:5 80070 Beyoğlu İstanbul adresine postalıyoruz! Bu bir “gerilla hareketi”dir ve MÜ-YAP’a yüzlerce, binlerce protesto CD’si ulaşacak. Eylem yalnızca bu “real spam” hareketiyle sınırlı kalmayacak, bunun ardından daha pek çok şey de yapılacak.

Desteğinizi esirgemeyin ve bunu olabildiğince çok yerde duyurun. Bu yazıyı kesmek, biçmek, kopyalamak serbesttir.
ARTIK TEPKİSİZ KALMAYIN!!!”
Okuma listesi:


Cık yeni cover değil.
Birkaç gündür “cinnet geçirmek için internetten ne kadar süre uzak kalmalıyız ?” konulu tezimle uğraştığım için hem blogu ihmal ettim hem de bilim camiası ile yakın temasa geçtim. Çok faydalı oldu(!) Metallica’nın bilmediğimiz özelliği mi kaldı derken, maymunları sakinleştirebilen bir müzik yaptıklarını öğrenip afalladım mesela. Bilim adamı deyip hürmet ediyoruz, adamlar neler ile uğraşıyorlar demeyi de ihmal etmedim tabii.
Show TV edasıyla, işte o şarkı:
Bu haber “Evrim” tartışmalarına rahatlıkla meze olabilir. İsabetli jöle tavsiyelerim sonrası bugünlere gelmesini sağladığım Yiğit Bulut‘u haberdar etmem lazım, izninizle.
Bloodstock Open Air 2009. Gitmedim, etmedim ama şu fotoğrafı koymadan geçemedim.
Seni her halinle seviyoruz Hansi.
Attack Attack! – Catfish Soup, Kansas 09 via metalmartyr

Emolar üzerine tez yazacak arkadaş varsa bu videoyu izlemeden noktayı koymasın.
Herhangi bir konser kaydı gibi görünen bu 3.35 dakikalık belgesel tadındaki eser, esasında üç bölümden oluşan epik bir hikaye. Okuyabilene aşk olsun.
Bunu yapmadan bu çok faydalı yazının sonuna gelemem:
Birbirinden seksi emo fotoğrafları için tıklayın. Milliyetleştiremediklerimizden misiniz ?
Ahaha.

“Gitarın babası” desem sanırım kimse alınmaz. 94 yaşına kadar kim bilir neler gördü geçirdi… Fakat yine Candan Erçetin‘den geliyor: Dünyada ölümden başkası yalan.
Fender zaten üvey evlat, Gibson kaldı yetim ama Ibanez kadar içli ağlayanını hiç görmedik. Les Paul amcaya yaraşır bir ağıt, Satriani‘den gelsin: